27 Aralık 2016 Salı

Düşünceleri Dinleme Üzerine

Bir zamanlar mutsuz bir küçük dalgacık vardı. ''O denli mutusuzum ki'' diye söylenirdi. ''Diğer dalgalar iri ve güçlü, bense o denli küçük ve zayıfım ki. Hayat niçin böyle adaletsiz? ''
Oradan geçen başka bir dalga, küçük dalganın dediklerini duyunca, onunla biraz konuşmak üzere durmaya karar verdi. ''Sadece gerçek doğanı açıkça göremediğin için böyle düşünüyorsun. Bir dalga olduğunu ve acı çektiğini düşünüyorsun. Oysa gerçekte ikisi de doğru değil.''
''Ne?'' diye şaşırdı küçük dalga. ''Dalga değilim ha? Fakat dalga olduğum çok açık! Tepe noktamı görmüyor musun? Ya ardımda bıraktığım izi, cılız da olsa? Dalga olmadığı söylerken ne demek istedin?''
''Senin bu dalga dediğin şey, sadece kısa bir süreliğine olduğunu varsaydığın geçici bir form. Gerçekte ise, sadece su olduğunu görmüyor musun? Doğanın özünü tam olarak kavradığında, artık dalga olduğunu düşünmeyecek ve böylece mutsuzluğundan kurtulacaksın.''
''Eğer ben suysam, peki sen nesin?''
''Ben de suyum. Geçici olarak senden birazcık daha iri bir dalga formuna bürünmüş olmam doğamın özünü değiştirmiyor suyum ben! Ben senim, sen de bensin. Ve ikimiz de kendimizden daha büyük bir varlığın parçalarıyız.''


Çocukluğumuzdan bu yana türlü kıyaslamaların, tercihlerin,  daha iyi daha kötü  daha güzel daha çirkin vb kavramların koşullandırmaları içinde kendimizi değerlendirir, gerçek doğamızı nadiren onurlandırırız. Çevremizdekilere uyum sağlama, onlar tarafından kabul edilme, değerli olma gibi ihtiyaçlarımız olduğumuz gibi olma özgürlüğümüzü sık sık elimizden alır gibi görünür. Sevmekten çok sevilmeyi, değer göstermekten çok değer görmeyi, ihtiyaç duymaktansa güçlü ve ihtişamlı olmayı yeğleriz. Oysa, başkalarıyla aramızdaki yarış aslında bize ait bile olmayabilir. Bizlere çok eskilerden miras kalmış, zihnimiz aracılığıyla varlığını sürdürmekten başka çaresi olmayan düşünceler olabilir. Bilinçsizce alıp kabul ettiğimiz bu paketler onlara inanmaya onların biz olduğunu kabul etmeye devam ettiğimiz sürece yakamızı bırakmazlar. Hikayeler birbirini hep tekrar eder. Bir gün ona bir gün buna göre kendimizi değerlendiririz. Dış dünyayı dinler, kendimizce gerekli gördüğümüz notları alır, düzenleme işimize geri döneriz. Döngü devam eder.
Belki de bugün bir değişiklik yapma ve döngüyü kırma zamanıdır, belki kendi düşüncelerimizi dinlemek iyi bir fikirdir; başkalarını dinlemeye yeterince vakit harcadık zaten bırakalım, biraz da bize ait düşünceleri dinleyelim. Ne söylüyorlar? Neyi tekrar edip duruyorlar? Nerede başlayıp nerede bitiyorlar? Ya da bitiyorlar mı?

Sadece dinleyelim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder