12 Nisan 2015 Pazar

Güvercin

Manasını nerede saklar deniz
ya da çiçekler hangi dilde konuşur?
Bunları ölçüp biçmenin bir yolu var mı?
Belki de tüm dünyaya bir güvercinin gözüyle bakılmalı böyle zamanlarda.

5 Nisan 2015 Pazar

Kavramak



Bu nedenle anlamaktan sonra gelen bir hal var; kavramak diyordu Bilge Karasu

Arkadaşım Çalı Süpürgesi

Kenarlara köşelere bırakılmış parçalar.Her biri dile gelse hangi hikayeleri anlatırdı bilmiyorum ama bugünlerde sıklıkla onların çevresinde turladığımı farkediyorum. Sokakta hayat var, ordan oraya koşturan insanlar birbirlerine kızanlar, gülenler acelesi olanlar.. Bir de böyle sessizce kapıların pencerelerin ya da kırık dökük balkonların bir köşesinde bekleyenler. Biz nesneleri canlı ve cansız diye ayırdık bir zamanlar. Onlara kendimizce bir değer bir ruh atfettik. Ama o plastik torbalar ya da ayakkabılar hatta vileda kovaları hiç de ruhsuz  gelmiyor bana. Bir süre dikkat kesildiğimde sessizliği ustaca kullandıklarını ve yaşam denen gerçek bir şeyden bahsettiklerini duyuyorum. Kulak verin.  Bulaşık eldivenleriniz ya da bahçedeki kürek gece yarısı birbirlerine olan aşklarını ilan ediyor olabilir. Ya da köpeğinize kaptırdığınız meyvesuyu kutusu kişisel tarihinde 'en büyük maceram' diye adlandıracağı bir deneyim yaşamıştır belki az önce. 
Düşünüyorum da  geçenlerde  Mecidiyeköy Metro İstasyonu'nun çıkışında rastladığım çaydanlık konuşabilseydi neler söylerdi acaba? Sizi bilmem ama bana muhtemelen tırlattığımı söylerdi. Ne de olsa normal biri böyle acayipliklerin peşinde olmaz. Belki bahçesindeki mandalların fotoğrafını çektiğim için beni bir güzel azarlayan teyzeden sonra mandallar da içten içe gülmüşlerdir bana. Ya da İstanbul'un gecekondularından birinin önünde bekleyen tekne kendini ironinin Tanrı'sı ilan etmiş ve kutsal kitabını incelikle yazıyordur tam da fotoğrafını çektiğim an. En azından bir Tanrı ile karşılaştığım için şanslı sayılabilirim. Ne de olsa insan her gün Tanrı görmüyor. 
Birkaç haftadır çıktığım yürüyüşlerde nesnelerin bir dilinin olduğunu ve dinlemek istersem onları duyabileceğimi anladım. Anın içinde hiçbir şeyin ayrı, tuhaf ya da korkutucu olmadığını bir çalı süpürgesi bizzat gösterdi bana. Korktuğumuz yalnızlığın aslında hiç de yalnız olmadığını aksine bir başına olmayı bilemediğinizden bu kadar ürktüğümüzü nazik bir dille açıkladı. Her gün onunla oynayan çocukların ve hayvanların yaşamın basit gerçeğiyle uyum içinde olduklarını ve hepimizin içinde varolan eşsizliğe sıradanlık denen 'özel' bir şeyin içine dalma ve onu gözlemleme yoluyla tanık olabileceğimizi anlattı. Onu dinledim ve bir süre sessizce birbirimize arkadaşlık ettik bu arkadaşlığın hatrına  kendisinin bir fotoğrafını çekmeme izin verdi şimdi sizinle o fotoğrafı paylaşıyorum. 

Arkadaşım Çalı süpürgesine

Not: iyi ki seni tanıdım.