20 Ekim 2013 Pazar

.


Ucu bucağı görünmeyen bir yolda ilerlemek
nasıl kendine özgü ve -aynı aralığın- içinde evrensel
ise.


Uzak ışıkların  yarattığı silüetler
nereden baksan belli belirsiz kenar çizgileri
Konumlanabileceğin,
-şimdi komik gelse de-
varolabileceğin.

Belki sen de bundan bahsediyordun.

Yazık ki
kelimelerin
ışığın hızına karşı koyamadı.






1 Eylül 2013 Pazar

T kare


    İçinde kıpırdayan bir şeyler var.
    İstemesen de varlığını ortaya koyan, belli ritimlerle çabalayan.Bunun aynası oluyorsun bazen ve huzursuzluğun, parıldayan yüzeyinden çıkıp, dokunuğu her yüzeye belirli bir tortu bırakıyor.
Bu tortuları nasıl olur da görmezsin? Seninle ilgili beni hayrete düşüren en büyük bilmece bu.
Aslında çoğunlukla kendi içimde yanıtını verdiğim ancak doğruluğundan -herhalde sen olamadığım için- asla emin olamayacağım bilmece.
    Bir seferinde kendime şöyle sormuştum; Bir noktadan diğerine kaç kez durur, kaç kez bekler ve kaç kez yürürsün? Aldığım yanıt o zaman içinde beni kendi tortularımla başbaşa bırakmıştı. Sonununda bir tortu kalesinin ne kadar tehlikeli olabileceğine karar verip beklediğim tüm diğer zamanlar için yürümeye başladım.
O günden beri yürüyorum, belirli bir yöne değilse de belirli bir yüzeyin üstünde; Bir elim toprakta ve gözlerim ayda, başıma gelen uzun yaşamın seslerini dinleyerek.

30 Nisan 2013 Salı

tül perde

Dostum!
Yıllardır bu pencere ile aranda
dalgalı ve tekinsiz bir bağ kuruyorsun.
Bulanıklığa duyduğun gizli hayranlık mı?
Yoksa bir yanıyla geçirgen
bir yanıyla korunaklı kalmanın
yegane aracı mı bu?
diye sordu
uçuşan tül perdeye,
yavaşça.

ne yapmalı

Ne yapmalı bu sesle
bir ucumuz büzülüp
karışmışken sonluluğa.
Geçip bir kıyı kenarına
ateş mi yakmalı
ya da
havaya süzülüp
yere mi yağmalıyız
yoğunlaşıp sığamadan
narin kabımıza.

28 Mart 2013 Perşembe

Tesadüf?

Şimdi benim ışıklı kareye bakan gözlerim
acaba tesadüf mü tüm bunlar
yani senin eline aldığın sigarayı tutuşun gibi
egeyi turlaman
ve belki incir zamanını beklemen gibi

Uzayan günler henüz güneşi göstermiyor
böylece seninle
akşamüstü bir kahvede oturma ihtimalimiz
saçlarımın arasından turuncu ışıklara bakmana
yere paralel ellerini
birbirine kavuşturmana
dair tüm olasılıklar
ötelenmiş oluyor

böylece yine geliyoruz
zamanın oyununa

ama acaba
tesadüf mü tüm bunlar?




27 Mart 2013 Çarşamba

bir bakalım nereye?

Bazı bilgiler uçuşmaktan
nereden baksan yüzelli kilometre
uzaklar.
Katı, soluk ve neşesiz.
Ben nedense turlayıp boylu boyunca
bu uçsuz alanı
olmayacak şeylerden
olmayacak renkler çıkarırım.
Buna tutkunum sanki
mesela sende belki yeşiller
kırmızılardan
ya da turunculardan fazla
ne yapar benim elim
böyle durumda?
Çıkarır kalın fırçalarını
tuvale çat çat
bir bakarsın renklerin olmuş
kat kat.
Yani,
maviler üstünde kırmızıların
mora çalmış sahne bak!
Arasında karşı aynalar vurur birbirine
Usun takıldığı çizginin ötesine
Böylece esner zaman
dağılır, ufalanır
yol alır, döner de
bir bakalım nereye?